Puro hakkında bilgiler

[
[
[

]
]
]

Uzun zamandır puro içiyorum.

Ama bu, “uzun zamandır her gün içiyorum” gibi bir şey değil. Daha çok, hayatın farklı dönemlerinde bana eşlik eden bir ritüel oldu.

Türkiye’de iş yapan, yılın önemli bir kısmını Londra’da geçiren, fırsat buldukça seyahat eden biri olarak; puroyla olan ilişkim de bu hareketli hayatın içinde şekillendi. Kimi zaman yoğun bir iş gününün sonunda, kimi zaman bir yolculukta, kimi zaman da yalnız kalmak istediğim anlarda… Puro, benim için hiçbir zaman bir gösteri ya da bir “etiket” olmadı. Daha çok yavaşlama, durma ve düşünme alanıydı.

Puroya merak saldığım ilk yıllarda fark ettiğim şey şuydu: Türkçe neredeyse hiçbir kaynak yoktu. Okumak, öğrenmek, anlamak istediğimde hep İngilizce kaynaklara gitmek zorunda kaldım. Kitaplar, dergiler, yazılar… Zamanla oldukça geniş bir arşiv oluştu. Ama Türkiye’de puroyla ilgilenen birçok insanın aynı yolu yürümek zorunda kalması bana hep garip geldi.

Bu blogu açmamın temel sebebi bu.

Burada yazdıklarım bir “uzman anlatımı” değil. Bir şey öğretmekten çok, paylaşmak niyetindeyim. Yıllar içinde okuyarak, deneyerek, hata yaparak ve bazen yanılarak edindiğim bilgileri; Türkçe düşünen, Türkiye’de yaşayan ya da Türkiye ile bağı olan biri için daha anlamlı bir çerçevede bir araya getirmek istiyorum.

Bu site;

  • “Hangi puro daha iyi?” sorusuna cevap vermek için değil,
  • “Puroyu nasıl anlamalıyım?” sorusuna eşlik etmek için var.

Marka listeleri, puanlamalar, “en iyiler” gibi şeyler burada ana mesele değil. Onun yerine; puro ile sigara arasındaki farklar, ritüelin neden böyle olduğu, tat algısının nasıl çalıştığı, saklama konusundaki efsaneler, Türkiye’de sık yapılan hatalar gibi konular var. Çünkü bana göre, puroyu keyifli ya da anlamsız yapan şey çoğu zaman ürün değil, yaklaşım.

Londra’da yaşamak, farklı ülkelerde bulunmak ve farklı kültürlerde puro içme biçimlerini görmek de bu bakış açısını şekillendirdi. Bazı yerlerde puro çok sessiz yaşanıyor, bazı yerlerde oldukça sosyal. Bazı yerlerde kurallar çok net, bazı yerlerde neredeyse hiç yok. Bu çeşitlilik bana şunu öğretti: Puro, tek bir doğruya sahip değil. Ama yanlış yaklaşımlar çok hızlı keyif kaçırabiliyor.

Sağlık meselesine gelince… Puro sağlıklı değil. Bunu inkâr etmiyorum, romantize etmiyorum. Ama bu blogu da bir savunma ya da ikna alanı olarak görmüyorum. Yetişkin insanların, bilgi sahibi olarak kendi kararlarını vermesinden yanayım. Bilgi, burada tam olarak bu yüzden var.

Bu blogu bir “akış” gibi değil, bir “kütüphane” gibi düşünmeni isterim. İstediğin yerden gir, ilgini çeken başlıkta dur, sonra başka bir yazıya geç. Hepsi genelden özele giden bir yolun parçaları.

Belki bir gün bu yazılar bir kitap olur, belki sadece burada kalır. Çok da önemli değil. Benim için önemli olan, Türkçe’de eksik olan bu alanı sakin, gösterişsiz ve samimi bir dille doldurmak.

Eğer puroyu aceleye getirmeden, “havalı görünmek” zorunda hissetmeden, kendi ritmini bularak yaşamak istiyorsan; bu blog tam olarak bunun için var.